Karaköy Güllüoğlu Avrupa Birliği’ne çoktan girmiş!
Karaköy Güllüoğlu Avrupa Birliği’ne çoktan girmiş!
Türkiye’de şubesi bulunmayan Karaköy Güllüoğlu, günde iki ton baklava üretiyor. 85 ülkeye baklava gönderen şirket, ustalarını özel olarak yetiştiriyor.
17 yaşında çırak olarak alıyor, askere gönderiyor, hatta evini dizip evlendiriyor. Bu yıl Ramazan’a özgü altın çilekli ve portakallı baklava üreten Nadir Güllü ile tatlı tatlı sohbet ettik; başarısını ve baklavanın püf noktalarını konuştuk.
Karaköy Güllüoğlu’nda bir saat içerisinde neredeyse her ülkeden insana rastlayabilirsiniz. Japon, Amerikalı, İngiliz, Pakistanlı, Kosta Rikalı… İçeriden çıkan herkesin yüzünde tatlı bir gülümseme. Küçük bir işyeri, ancak dünyaya açılan bir pencere… Kasada her zamanki gibi Nadir Güllü duruyor. Her gelen müşteri ile özel olarak ilgileniyor. Kimine yeni ürettikleri tatlılardan ikram ediyor, kimine üzerinde Türk bayrağı olan küçük baklava kutularından. Çekilen hatıra fotoğraflarının ise haddi hesabı yok. Yurtdışında üniversitelerde konferanslar veren, söyleşiler düzenleyen, televizyon programlarında sık sık boy gösteren Nadir Güllüoğlu, bitmeyen enerjisiyle her yere koşturuyor. Enerjimiz tükeniyor bizim, zar zor yakalayıp oturuyoruz bir yere. İçerideki kalabalığı göstererek, bir gün içinde ne kadar müşterilerinin geldiğini soruyoruz ilk önce. “En az beş bin. Bunun yarısından fazlası turist. Her hafta yurt dışındaki gazeteci ve yemek yazarları ziyaretimize geliyor. Beş kuşak müşterilerimiz var.” diyor, yandaki masayı selamlayarak.

85 ülkeye tatlı gönderiyor
Nadir Bey, baklavacılığı bir sanat olarak görüyor, kendisini de zanaatkâr. Bütün ürünlerini yanı başlarındaki imalathanede üretiyorlar. Herhangi bir şubeleri yok. Bir günde ne kadar tatlı piyasaya sürüyorlar sizce? İki ton. Bunların büyük çoğunluğu ise yurt dışı için. Genellikle büyük elçilikler bağlantı kuruyormuş. Baklavalar özel kolilere konup uçaklara veriliyormuş. Türk Hava Yolları’nın gittiği her yere gidiyorlarmış. Nadir Bey, 85 ülkeye ürün gönderdiklerini gururla söylüyor. Yunanistan’a ayda en az iki ton tatlı postalıyor.
Karaköy Güllüoğlu büyüdükçe yurt dışından birçok bakan, ülkesinde şube açmak için turizm bakanlığını devreye sokmuş. Nadir Bey’in cevabı her zaman ‘Hayır!’ olmuş. Neden mi? O, tek bir mekanla tatlı sektörüne hükmetmeyi tercih ediyor. Kaliteden ödün vermemek için “az ama temiz iş” diyor. Her ay gelen 10 tonluk baklava siparişini reddediyor bu yüzden. Mekânın Maliye Bakanlığı yerine Turizm Bakanlığı tarafından denetlenmesi de onlar için ayrı bir övünç kaynağı.
Ustaların özel masörleri var
Sohbetimize Üretim Müdürü Ömer Güllü dâhil oluyor. Yan masadakiler fotoğraf çektirmek istiyor Nadir Bey’le. Ömer Bey, en büyük müşterilerinin sanatçı ve siyasetçiler olduğunu söylüyor. Duvardaki televizyonda yayınlanan, kısa röportajlardan oluşan video söylediklerini onaylıyor. 11 ülkenin televizyonu (National Geographic, Prosieben TV vb.) ve birçok ulusal gazetede (New York Times, Tempo vb.) yer almak büyük başarı. Ustalarını nasıl yetiştirdiklerini ise isterseniz Nadir Bey’den dinleyelim: “Biz 17 yaşındaki gençleri alıyoruz. İki kaşının arasına bakıyoruz. 10 yıl sonra usta olacağına inanırsak, askere gönderiyoruz. Harçlığını veriyoruz sürekli. Evini diziyoruz, dönünce de evlendiriyoruz. Bizde pazar günü çalışanlar geç çıkar. Eşleri trip yaptıklardan ertesi gün aşkla çalışamazlar. O yüzden evlerine tencere, tava, çocuk bezi, tabak gönderiyorum. Kaleyi içerden fethediyorum.”
Güllüoğlu imalathanesinde 100 personelin çalıştığını öğreniyoruz. İnanmazsınız hepsinin özel masörleri var. Ustaların ayakları, fırıncının sol omuzu, şerbetçinin sağ kolu, oklavacının ise baldırları sürekli ağrıyormuş. Sohbetimizden sonra vitrindeki altın çilekli baklava gözümüze ilişiyor. Türkiye’de ilk defa üretilen bu tatlının tarifini sizler için Nadir Bey’den alıyoruz. Haydi kolay gelsin. a.hulagu@zaman.com.tr
İyi baklava nasıl anlaşılır?
Koklamak tatmanın yarısıdır. Önce koklayacaksın. İyi baklavanın beş duyuya hitap ettiğini unutmayın. Taze baklava altın rengindedir. Çatalı batırdığın zaman ‘çıt’ demiyorsa çöpe atın. Ters çevirip koklayın. Yerken alttaki lezzet damağınıza denk gelmeli. Yani tadı damağınızda kalmalı. İyi olup olmadığını iki saat sonra kendisi sana söyler.
Altın Çilekli Baklava
Malzemeler: Hazırlanmış olan yufkalar, 300 gr. Bıçakla parçalara ayrılmış altın çilek, 500 gr. erimiş tereyağı, pudra şekeri
Şerbet için: 1200 gr. toz şeker, 800 gr. su, yarım limonun suyu, 25 gr damla sakızı, 5-6 adet karanfil, 3 yemek kaşığı zeytinyağı.
Yapılışı: Yufkaları tezgâha üst üste serin. Ortasına tepsinizi kalıp gibi kapatın. Tepsinin dışında kalan kısımları kesip iki el büyüklüğünde parçalara ayırın. Yufkaları ince oklavaya tek tek sarın. Tepsiyi hafif yağlayın. Yufkaların ikisini düzgünce serin. Kesilen kenar yufkaların yarısını, tepsinin içini tamamen kaplayacak şekilde atın. Yufka katlarının üzerine parçalara ayrılmış ve pudra şekeri ile karıştırılmış altın çileği serpin. Kalan kenar yufkaları da altın çileğin üzerine aynı şekilde atın. Oklavaya sarılı diğer yufkaları aralarına ılık yağ serpiştirerek tepsiye çarşaf gibi koyun. Yufkaların yüzeyini bozmamaya dikkat ederek baklavayı dilimleyin. Erimiş yağı, tepside kuru yer kalmayacak şekilde gezdirerek dökün. 170 derecede sıcaklıktaki fırında 40 dakika kadar pişirin. Soğutmadan şerbeti üzerine dökün.
Yufkanın hazırlanması
Mermer mutfak tezgâhı üzerine 800 gr. unu tepeleme döküp ortasını havuz gibi açın. İçine 300 gr. su, 15 gr. tuz ve 3 adet yumurtayı kırın. Ellerinizin içi ile hamuru bastırarak yoğurun. Hamuru iki ucundan içe doğru katlayıp üzerini nemli bir bez ile kapatın. 20 dakika dinlendirin. Avuçunuzun içi ile kuvvetli bir şekilde bastırdıktan sonra yoğurup, aynı şekilde katlayın. 20 dakika daha bekletin. İki kez daha bu işlemi tekrarladıktan sonra hamuru silindir şekline getirerek ikişer parmak boyunda (15-20 eşit parça) kesin. Buğday nişastası ile kesik kısımları alt ve üste getirerek hamur parçalarını hafifçe nişastalayın. İki avucunuzun içi ile hafifçe yuvarlayıp bolca nişasta serpin. Hamurları üst üste koyup avuçlarınızın içi ile bastırın, alttaki hamuru üste çıkarıp tekrar bastırın. Yeniden 20 dakika dinlendirin. Hamurları, merdane ile kenarlara bastırarak 20 cm. çapında açın. Üzerine nişasta serpip 8-10′ar istifleyin. Kenarlarındaki nişastaları fırça ile alıp hamurların üzerine nemli bir bez örtün. 45 dakika dinlendirin. Tezgâhın üzerine alıp nişasta serptikten sonra avuçlarınızın içi ile kenarlarına bastırıp yassılaştırın. Merdane ile kenarlara bastırarak 60 cm. çapında açın. Yufkaları tek tek oklavaya sarın. Arasına bolca nişasta serpin. Oklavayı iki kenarından sıkı tutup kuvvetlice ileri-geri silindir gibi yuvarlayın. Tezgâhın üstüne serin. Üzerine püskürtürcesine nişasta serpin. Hepsini birden oklavaya sarın ve oklavayı yeniden ileri-geri yuvarlayıp yufkaları büyütün. En alttaki üç yufkayı en üste getirerek hepsinin aynı incelikte olmasını sağlayın. Böylece 80-90 cm. çapında yufkalar elde edersiniz.
